Copy
E-bülten #38: 


Özgür irademiz gerçekten varmı?

 

Sosyal medyanın korkutucu olduğu ve bağımlılık yaptığı,  hiç birimiz için yeni bir haber değil. Bu konuya, Açık Kaynak Fikirler'in makale ve bültenlerinde bir çok defa değindik.

Ve geçtiğimiz günlerde Netflix'de gösterime giren, Jeff Orlowski'nin The Social Dilemma adlı belgeseli, şimdiye kadar söylediklerimizin kanıtı niteliğinde.

Çünkü yapım, Facebook, Google, Instagram ve Twitter gibi şirketlerde eskiden çalışmış, ancak vicdanları daha fazla yaptıkları işi sürdürmeye izin vermemiş, çoğu üst düzey yönetici olan kişilerin anlattıklarından oluşuyor.

Söyledikleri kısaca şu:

Sosyal ağ platformlarının kötü olması bir hata değil, bir özelliktir.

İnsan davranışının, para için manipüle edilemesinin, bu şirketlerde kullanılan hassas kodlamanın temelini oluşturduğunu iddia ediyorlar.

Sonsuza kadar devam eden kaydırma hareketi ve telefonunuzdan biraz uzak kaldığınızda birbiri ardına görünüveren bildirimler,  kullanıcıları sürekli meşgul ediyor.

Tamamen size göre tasarlanmış öneriler, aslında eylemlerinizi etkilemek için kullanılıyor  ve sizi reklamverenlerin ve propagandacıların önüne atıyor.

Sonuç olarak, neden birdenbire sadece x, y ve z firmalarında üretilen turuncu, üstelik paçaları bir parça kısa pantolonu almaya karar verdiğinizi hiç bir zaman bilemiyorsunuz.

Orlowski , bir çoğumuz için kavraması oldukça zor, soyut bir gerçekliği oldukça akıcı ve anlaşılabilir bir biçimde anlatmış.

"Sosyal İkilem", veri madenciliği ve manipülatif teknolojinin sosyal hayatlarımıza ve ötesine sızması konusunda oldukça etkili bir alarm veriyor.

Hiç vakit kaybetmeden izlemenizi öneririm.
 

Tehlikenin gerçek boyutlarını daha net anlatan bir yazı

Belgeseli korkak davranmak ile eleştiren fakat çok daha iyi ve gerçekçi örnekler veren bir makale The Verge - Casey Newton tarafından yayınlandı. Özellikle Facebook tarafından işten atılmış bir çalışanın (Sophie Zhang) yaptığı açıklamalar, tehlikenin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.

What ‘The Social Dilemma’ misunderstands about social networks

Neler Oluyor?

Bu hafta teknoloji ve iş dünyasında dikkat çekici iki büyük haber ve eBebek olayı ile ilgili küçük bir bilgilendirme var.

Tik Tok Oracle'nin Oldu


Bundan tam üç hafta önce, Tik Tok'un beklendiği gibi Microsoft'a değil, Oracle'ye satılacağını zaten söylemiştim.  


Oracle'nin sahibi Larry Ellison, IT sektöründeki büyük satın almalar ile ünlü birisi. Daha önce satın alamadığı JD Edwards şirketini, önce Peoplesoft'a satın aldırıp, sonra da Peoplesoft'un hisselerini alarak sahip olmuştu. 

Sun Microsystems alımında ise, IBM,  Sun ile anlaştıklarını düşünürken, Sun, şirketi Oracle'a sattığını açıklamıştı.

Ve görünen o ki, Oracle, yalnızca ABD operasyonlarında değil, TikTok'un tamamında hisseye sahip olacak. Ancak yine de, Çinli grup ByteDance,  yeni şirketin çoğunluk hissedarı olacak. Oracle çok doğru bir hamle yaptı diyebiliriz.

Nvidia ARM i Satın Alacak

 

"Nvidia Pazar günü yaptığı açıklamada, İngiliz çip tasarımcısı Arm'ı SoftBank'tan yaklaşık 40 milyar dolarlık bir anlaşma ile satın alacağını söyledi.

Bu, akıllı telefonlara ve veri merkezlerine güç veren teknoloji üzerindeki savaşı yeniden şekillendirebilecek bir hamle."

Unutmayalım satış tamamlanırsa, işlem Nvidia'yı anında akıllı telefon teknolojisindeki en etkili oyunculardan biri haline getirecek. Ve bu teknolojiler bundan sonra, APPLE, Samsung Electronics, Amazon.com, Qualcomm ve Huawei tarafından da kullanılacak.

Aslında, ARM işlemci üretmiyor, sadece ARM tabanlı işlemcilerin patentlerine sahip. Geçmişte INTEL de, benzer şekilde patentlediği işlemcileri, AMD firmasına ürettiriyordu. Ancak sonradan INTEL, işlemcilerini kendisi üretmeye karar verdi. Benzer bir sürecin ARM cephesinde de yaşanabileceğini düşünüyorum.

Bu satın almanın orta vadede sonuçları olacaktır. Dünyadaki INTEL egemenliği azalacak ve edge computing, IOT ile ilgili büyük gelişmeler bekleyebiliriz. En önemli sonuç, Merkezi Olmayan internet için olabilir. Yani bir anlamda Nvidia'nın takınacağı tutum, dünyada interneti ve mobil cihazları özgürleştirebilir.

E-Bebek Hack Olayının Ayrıntıları

(e-bebek anne ve bebek Ürünleri satan online bir web platformu. Sunucuları hacklenip fidye istenmişti-ransomware).

BThaber dergisi, e bebek CEO'su ile geçtiğimiz haftalarda bir söyleşi yaptı ve yaşananları anlattı. İşin üzücü tarafı, yaşanan vahim güvenlik ihlalinin,  çalışanlarının hatalarından kaynaklandığını söylemesiydi. Söyleşiye buradan ulaşabilirsiniz: “Bir MDR Hikayesi: e-Bebek” 

Söyleşinin soru-cevap kısmında, kendilerine "Şirketinizde bir CSO pozisyonunuz varmı?" diye sordum. Cevap vermeden önce, CSO pozisyonunun siber güvenlikten sorumlu kişi anlamına geldiğini belirtmem gerekse de, cevap şu şekildeydi:

"Şu anda böyle bir pozisyonumuz yok, fakat birilerini istihdam edeceğiz." 

Sonrasında ise, birlikte çalıştıkları e Bebek'in  servis sağlayıcı şirketini kast ederek:  

"Adeo, bizim CSO muz"

gibi yanlış ve baştan savma bir cevap verdi. Oysa, bu tür durumlarda sorumluluğu, önce yöneticiler almalıdır. Buradan çıkarabileceğimiz sonuç, şirketinizin anahtarlarını başkalarına bırakamazssınız.

Tam burada, sizlere Siber güvenlik yazı dizilerimizi tekrar okumanızı ve  IT çalışanları için hazırladığımız güvenlik dökümanını kullanmanızı öneriyorum.

"Lütfen şirketinizin bir güvenlik dökümanı olsun ve bu döküman şirket yönetim kurulunca imzalanmış olsun"

Teknolojide Öne Çıkan: Kuantum Bilgisayarlar

Kuantum hesaplama, Kuantum Fiziğinin ilkelerini kullanarak, mevcut bilgisayarlar için zor olan istatistiksel ve çok karmaşık problemleri çözecek bir teknolojidir.

"Klasik bilgisayarlar veri birimleri (sıfırlar ve birler) olarak bitlerle programlanır. Kuantum bilgisayarlar, süperpozisyon adı verilen bir prensibe dayanarak, aynı anda hem sıfır hem de bir kombinasyonunu temsil edebilen sözde kübitleri kullanır."

Kuantum bilgisayarlar, aynı anda birden çok hesaplama yapabilir. Günümüz bilgisayarları bir seferde yalnızca bir dizi girişi ve bir hesaplamayı işleyebilir.

Kulağa çok çekici gelse de, kuantum bilgisayarların bu potansiyeli sunmadan önce birçok mevcut sorunun çözülmesi gerekiyor.

Örneğin,

1.Kübitlerin hareketliliği, girdilerin kaybolmasına veya değiştirilmesine neden olarak, sonuçların doğruluğunu bozabilir.

2.Anlamlı ölçekte bir bilgisayar yaratmak, tutarlı bir şekilde bağlanmak için, yüz binlerce veya milyonlarca kübit gerekir ve bugün var olan birkaç kuantum bilgisayar bu sayıya yakın bile değildir.

3. Günümüz bilgisayarlarında tek bir cevap üretilirken, kuantum bilgisayarlar bir cevap aralığı üretir. Bu da onları günümüz bilgisayarlarından daha az hassas hale getirir.

Bu, kapsamı sınırlı olan hesaplamalar için oldukça doğru ve kuantum bilgisayarların günümüz sistemlerinin yerini almamasının ana nedenidir.

"Bunun için gelecekte Kuantum Bilgisayarlar, çok çeşitli olasılıkları ortadan kaldırmanın muazzam miktarda zaman kazandıracağı, inanılmaz derecede karmaşık olan farklı problem türleri için kullanılacak."

Özellikle,ilaç, siber güvenlik, finans, malzeme bilimi (Material Science) ve telekomünikasyon sektörleri başta olmak üzere bir çok alanda devrim yaratacak.

Daha fazlası için:

Kuantum Hesaplama İçin Bir Oyun Planı I Mc Kinsey

Kuantum Bilgisayar Nedir? I MIT Technology Review

Başka Şeyler

Kitap: İş insanlarının verdiği mücadeleyi anlatan çok güzel bir kitap önermek istiyorum. Benim için oldukça ufuk açıcı bir okuma oldu. Ben Hororwitz'in kaleme aldığı:

"The Hard Thing About Hard Things"

Sesli Kitap: Bu aralar, daha önce okuduğum, sevgili Kemal Sunal'ın oynadığı filmini izlediğim halde, sesli kitabını dinlemekten kendimi alamadığım, Aziz Nesin'in bir eserini öneriyorum.

Zübük I Storytel

Görüşmek üzere,

- Şenol
Açık Kaynak Fikriler

Bültenimizi beğendiyseniz, arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.

Bize Üye Olun
Copyright © 2020 Açık Kaynak Fikirler, All rights reserved.

E-postaların geliş şeklini değiştirmek istermisiniz?
Tercihlerinizi güncelleyebilirsiniz veya Listeden çıkmak istermisiniz.

Email Marketing Powered by Mailchimp